Vücut dili önemlidir. Çünkü yapılan araştırmalar, konuşmanın, iletişimin sadece yüzde 20 ya da 30’luk bir kısmını oluşturduğunu gösteriyor. İletişimin geri kalanı ise konuşmadan gerçekleşiyor; Sesimizin tonu, yüz ifadeleri, göz teması, jest ve mimikler, vücut duruşumuz…

Jestler, duruş, kafa ve el hareketleri ya da özete bütün vücut hareketlerimiz, vücut dilimizin kelimeleridir.

Vücut hareketlerimiz, söylediklerimizi tamamlar, onları daha iyi vurgulamamızı sağlar. Bazense söylediklerimizin aksini gösterirler. Vücut, kendini farklı yollarla ifade eder.



Semboller

Söyleyeceğimiz bir kelime ile aynı anlamı taşıyan hareketlere semboller denir. Mesela birini çağırmak için “Gel buraya” şeklinde yaptığımız işaret, ya da hemen hemen bütün dünyada “Tamam” anlamına gelen yumruk sıkılıyken baş parmağın havada olması gibi semboller vardır. Bunların bir bölümü, hemen hemen herkes tarafından aynı şekilde anlaşılırken, kimileri, dilden dile farklılık gösterebilir.

Tanımlayıcılar

Sözel bir mesajı daha iyi betimlemek için sözlerimize eşlik eden jestlere tanımlayıcılar denir. Mesela bir şeyin tekrar ve tekrar olduğunu göstermek için elimizi dairesel şekilde döndürmemiz buna bir örnektir.

Düzenleyiciler

Konuşurken, geri bildirim amacı taşıyan jestlere, düzenleyiciler denir. Konuşurken kafamızı onaylama şeklinde öne arkaya hareket ettirmemiz, “hmm” gibi sesler çıkarmamız bunlara örnektir. Bu düzenleyiciler sayesinde, konuşan kişi, karşıdaki insanın sözlerine ne kadar önem verdiğini ya da sözlerini ne kadar onayladığını anlar. Bir geri bildirim olmadan, konuşmayı sürdürmek zordur. Tabii, kültür kültüre, bu işaretlerin de farklılaştığını unutmamak lazım.

Uyarlayıcılar

Uyarlayıcılar, bazı fiziksel ihtiyaçlarımızı gideren, sözsüz davranışlardır. Bir insanın sinirli olduğunda tırnaklarını yemesi, ya da vücudundaki bir yeri kaşıması, buna örnek olarak gösterilebilir. Bu tip hareketler, genellikle istem dışı yapılır.

Duruş

Duruşumuz, duygu, düşünce ve niyetlerimizi yansıtır. Çok farklı duruşların, farklı anlamlara geldiği tespit edilmiştir.

Bunlara örnek olarak açık ve kapalı duruş pozisyonu verilebilir. Açık duruş, yani bir kişinin sandalyede otururken ellerinin ve kollarının yana açık olması, daha fazla fiziksel alan işgal etmesi, özgüven ve ilgi göstergesi olarak yorumlanır.

Bacak bacak üstüne atarak, kolları kavuşturmak, yani fiziksel olarak kapladığımız alanın küçülmesi, özgüvenin azalması ve karşı tarafla iletişimin kısıtlanması manasındadır.

Yansıtma

Yansıtma, karşımızdaki insanın jest ve mimiklerini taklit etmemizdir. Eğer karşımızda ya da yanımızdaki kişi, sevdiğimiz ya da hoşlandığımız biriyse, onun hareketlerini istem dışı şekilde taklit ederiz. Mesela bu kişi ellerini arkaya kavuşturduğunda, biz de kavuştururuz. Buna yansıtma denir.

Mesafe

Her kültürde, fiziksel yakınlık mesafesi farklılık gösterir. Kişinin özel ve genel alanı arasında farkılık vardır. Eğer, fiziksel olarak karşımızdaki insanın özel alanına girersek, onu rahatsız ederiz.

Bu mesafe için dört ayrı seviye belirlenmiştir;

Mahrem mesafe ( 45 cm’den daha az mesafe kişinin en özel alanıdır)

Kişisel mesafe (45 cm’den başlayan 1.2 metreye çıkan mesafedir)

Sosyal mesafe (1.2 metreden başlayarak 3.6 metreye kadar çıkar)

Kamu mesafesi (3.7 metreden başlar ve 4.5 metreye kadar çıkar)

Bir çok toplumda ufak tefek farklılıklar olsa da, bu ve benzeri mesafeler, biz farkında olmasak da günlük hayatımızda, yabancılarla kurduğumuz ilişkilerde devreye girer.

 

Leave a Reply